11 Mart 2014 Salı

Ben Anlatmıyorum, Siz Anlıyorsunuz.

İşte sonunda kendi sayfamı açtım ve burdan bir şekilde birşeyler anlatmaya çalışacağım sanırım.

Birilerine birşeyler anlatmaya çalışmak son yıllarda hem bir tutku hem de bir çırpınma haline geldi, ya da başından beri bu şekildeydi.ancak burada bunu aşabileceğimi düşünüyorum çünkü bu kelimelerin fastastik birer sihri var ve başlıkta da görebileceğiniz gibi; Ben Anlatmıyorum, Siz Anlıyorsunuz.

Ve sen eğer bu metni okuyorsan çoktan bir şekilde beni dikkate almaya, dediklerime kafa yormaya başlamışsındır bile; ben kazandım.

Hayatımın ve kendimin değişime bağlı olarak bu duvara yazacağım şeyler değişip şekillenecektir elbet. Aklında bulunsun yeter.

Oku, düşün, amaçlarımı merak et, hayal et.

Şu günlerde bizim için önemini yitirmeye başlayan başkasını anlama(empati) yeteneğini geliştir, çalıştır, esnet. Facebook'ta aşağılara inip inip ilkokul arkadaşının görümce ve eltileriyle yaptığı börekleri göreceğine buradakileri gör. Börek de iyiydi gerçi.

Bunları, daha diğer yazıları okumadan seni neden-amaç aramaya yöneltmek için yazdım. Düşün, düşün, sor, sorgula.

Belli konu başlıklarında okuduklarınla bir şekilde düşünmene sebebiyet vermek istiyorum. Felseffe yap diyorum; belki gülümsersin.

The Hunger

Açlık kelimesinin nereden geldiğine bir bakış atarsak sanırım konuyu kavramanıza biraz daha yardımcı olabilirim. Açlık kelimesi açık olmak, açıkta kalmaktan geliyor ve aslında bir şeyin eksikliğini ifade etmek için kullanılabilinecek bir kelime. Günümüzde ise açlık dendiğinde insanın aklına yoğurtlu makarna ve ya Afrika'daki ben kendimi bildim bileli bir deri bir kemik olan çocuklar gelir.

Evet sanırım gayet sıradan bir konu şu açlık. Bu satırları okuyabilmiş ya da henüz okumamış bütün insanların bildiği, tanıdığı, kişisine göre belli sıklıklarda hissettiği bir duygu. Tabii bu söylediklerim yemeğe olan açlığı kastediyorsanız doğru sayılır. Lakin konu bambaşka yerlerde gömülü.

Anlatmaya çalışacağım şey, en az gerçek türden açlık kadar iyi bildiğiniz bir açlık. Hatta büyük ihtimalle ilk olarak o açlığın tam olarak farkına varabildiniz aklınız başınıza geldiğinde : İnsanlık'ın Açlığı.

Bu öyle bir açlık ki aslında kendi içinde çelişen, rakip tanımayan, nadir anlamlardan birini içeriyor. Bilindiği üzere bu tür kelimeler eğer bir eksiklik belirtiyorsa bunu giderebilen bir karşı eylem mutlaka mevcuttur. Birkaç istisna dışında durum gayet de iyi gitmektedir aslında Ağlayan Dünya içinde. Bu kelimenin kendi içinde çelişmesinin nedeni ise insanlığa hitap eden sayısız özellik ifadelerinden biridir ve demirbaşlığını da sağlamca elinde tutmaktadır.

Söz konusu olan normal yemek açlığı olduğunda çoğu zaman giderilmesi ortalama 5 ile 120 dakika arası bir zaman alır. Fakat insanoğlunu, onun içindeki açlığı yok edecek kadar doyurabilmiş herhangi bir şey bulunamamıştır henüz ve her şeyin üzerine bahse girerim bulunamayacaktır da.

Aynanızın karşısına geçip kendinize şöyle bir bakın. Aynanız yoksa bile herhangi bir yere bakın ve orada aynayı yaratın. Biraz fantastik düşünmek, hayal etmek için asla yeterince yaşlı olamazsınız değil mi? Aynada ne var? Büyük ihtimalle kaşınız, gözünüz... Ama aynada gözükenlerin içine daha derinden baktığınızda sizi siz yapan bazı şeylerin farkına varıp kendi çapınızda bir aydınlanma dahi yaşayabilirsiniz. Sizi aydınlatan bu şeyler kendinize özel sanmayın sakın! Zamanla farkedebileceğiniz gibi bunlar aslında o aynaya bakan her insanda olan şeyler, önemli olan nasıl bakacağını bilmekte.

Çok budala değilseniz, siz de benim gibi içinizdeki açlığı görecek ve o uçsuz bucaksız midenizin dur durmak bilmeden çalıştığını homurtularından anlayabileceksiniz. Size küçük bir sır vereyim; aslında o mide sizsiniz. Bunu her yerde söyleyin diye yazmıyorum buraya! Kime bahsedeceğinizi iyi seçin derim.

Senin neyin var?
Diyelim ki bir adın var ve bilmem kaç tane paran var ya da yok.
Sen ne istiyorsun?
İnsanların senin adını daha çok bilmelerini ya da bilmemelerini ve ya daha çok paranın olup olmamasını istiyorsun.

Aslında tüm mantık yukarıda mevcut. İçimizdeki birşeyler, siz onları nasıl adlandırırsınız bilmem artık, sizi siz yapan öz şeyler ve bu sayede insan olabildiniz ya da insan olduğunuz için bunlar oldu. Başlangıcı ya da sonu olmayan döngülere girmeye gerek yok.

Söylemek istediğim sadece insanların istisnasız hepsinin birşeylere aç olduğu ve bu özelliklerinden asla kurtulamayacakları. Dünyanın en mutlu adamı bile olsanız hiç isteyecek bir şey bulamaz mıydınız? Hem de ne kadar çok şey! Hiç birşeyi olmamasını isteyen bunun için yaşayan keşişler bile inanılmaz bir tutkuyla bunu istiyor, bir açlık çekiyor.

İnsan oğlunun açlığı onun başlangıcından beri gelen ve onunla devam eden kadim bir kural ve bunun aşılmasının yolu yok. En yakın tahminimiz ölüm ancak onun bile varlığı hakkında inanılmaz tartışmalar söz konusu.

Yani içinizdeki açlığı aştığınızı düşünmeniz saçma çünkü "Düşünüyorsunız, öyle ise varsınız. Varsınız, öyle ise açsınız."

Bu konu hakkında, kendinizi ve konuyu uzun uzun düşünmenzi tavsiye ederim. Kendinize benim size katabileceğimden çok daha fazla şey katabilirsiniz. Unutmayın! İnsanın açlığı sayesinde orada oturuyorsunuz!